Anma


 24 Nisan 1915 İstanbul’da Ermeni toplumunun ileri gelenleri ve aydınlarından oluşan 600 kişinin tutuklandığı ve tehcir edildiği tarihtir. 27 Mayıs 1915 tarihinde Tehcir Kanunu’nun kabulü ile birlikte bu aydınların çoğu öldürüldü. Bu tarih aynı zamanda 1,5 milyon Anadolu Ermeni’sinin ölümüyle sonuçlanan 1915-1923 tarihleri arasında gerçekleşen Ermeni Soykırımının başlangıcı olarak kabul edilir. 1965’de, soykırımının ellinci yılında Lübnan Ermenileri tarafından Ermeni soykırımını anma günü olarak seçilmiştir. 24 Nisan’ın Avrupa’daki Ermeni Diasporası için anma günü olarak önem kazanması ise 1980 sonrasına denk düşer. Sovyetler Birliği dönemindeki Ermenistan’da 1988’e kadar yasal olmayan 24 Nisan anması, bu tarihten itibaren resmi anma günü olarak ilan edilmiştir. Günümüzde Ermenistan başta olmak üzere Amerika ve Avrupa’da birçok şehirde her 24 Nisan’da çeşitli anma etkinlikleri düzenlenmektedir. Türkiye’de ise 2000’li yıllardan itibaren Ermeni Soykırımı çeşitli etkinliklerle (resmi olmayan) anılmaya başlanmıştır. 2015’de, Ermeni Soykırımın yüzüncü yılında 24 Nisan haftasında hem Ermenistan’da hem Amerika ve Avrupa’da birçok şehirde ve Türkiye’de çeşitli anma etkinlikleri düzenlenmiştir.

Görüşmecilerimiz soykırımı anma günü olan 24 Nisan’ın Ermenistan ve tüm dünyadaki Ermenilerin kayıplarının anısında yekvücut oldukları bir gün olduğunu ifade etti. Neredeyse tümü Yerevan, Tsitsernakaberd’deki birincil bellek mekanları olan soykırım anıtını her yıl bu tarihte düzenli ziyaret ettiklerini belirtti. Görüşmecilerimizden birinin sözleriyle burası adeta soykırımda kaybolan ruhların gömüldükleri yerdir. Bazı görüşmecilerimiz soykırım anıtına kiliseden daha çok gittiklerini söylediler.

24 Nisan Türkiye Ermenileri için de anma günüdür ve bu ilk soykırım anıtının Taksim’e dikildiği tarih olan 1919’da başlamıştır. Ne var ki, 1922’de anmalara son verilmiş ve bu 2000 yılına dek böyle devam etmiştir. Bugün Türkiye’de birçok farklı yer ve şehirde gayrı-resmi anmalar gerçekleşiyor. Türkiyeli görüşmecilerimiz her yıl bu anmalardan en az birine katıldıklarını ifade ettiler.

Lübnan’da ise farklı siyasi partilerin, kiliselerin ve okulların biraraya geldiği yegane etkinlik olarak 24 Nisan anmaları, bir bakıma Ermeni cemaatini birleştiren, bu nedenle de ayrışmaların geçici olarak askıya alındığı özgül bir zamansallık içerir. Yine de, bu geçici bir araya gelişin belli bir “tahammül” ilişkisi çerçevesinde tezahür ettiği de sıklıkla dile getirilmektedir. Lübnanlı Ermeni gençler açısından anmaların bir diğer işlevi, hala hatırladıklarını ve hala talep ettiklerini göstermektir. Bu bağlamda anmalar, bir anlamda, Ermeniler için seslerini yükseltmenin, görünür olmanın ve unutmayı engellemenin önemli bir yoludur.

Avrupa’nın en geniş Ermeni diasporasına ev sahipliği yapan ülkelerden biri olan Fransa’da, 24 Nisan anmaları önemli bir buluşma ve hatırlama vesilesidir. Başta Paris olmak üzere pek çok Fransa şehrinde Ermeni kurumları öncülüğünde anma yürüyüşleri düzenlenmektedir. Anmaların diasporik yaşantıda taşıdığı anlam, elbette Ermeni olmak haline de içkindir. Bununla birlikte, gerek Ermeniliğin, gerekse hatırlamanın ve hatırlatmanın sadece anmalar üzerinden gerçekleşmesi, kimi görüşmeciler tarafından eleştirilen bir unsurdur. Başka biçimlerin, yolların, deneyimlerin arayışı, diğer ülkelerde de olduğu gibi, Fransa’daki Ermeni gençler için de söz konusu olmaktadır.

19 Ocak 2007’de gerçekleşen Dink cinayeti Ermenilerin yakın tarihinde, özellikle de Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkiler açısından önemli bir noktadır. Bunda Dink’in bir gazeteci olarak arabulucu anlamındaki rolü büyüktür. 2000’li yıllara Türkiye-Ermenistan arasında STK’lar kapsamında ilişkilerin geliştirildiği bir döneme tekabül ederken, Dink’in kuruculuğunu üstlendiği haftalık Türkçe yayın yapan AGOS gazetesinin Ermenistan’dan haberleri Türkçe olarak aktarmasıyla, sınırların kapalı olduğu bir yerin kapılarını bizler için açmıştır.

Türkiye’de soykırım anmasının salt 24 Nisanla sınırlı olmadığının altı çizilmeli. Hrant Dink’in bir suikast sonucu hayatını kaybettiği 19 Ocak (2007) tarihi özel simgesel anlamıyla ayrı bir anma günü haline gelmiştir. Bu gün Türkiye tarihindeki özel anlamıyla ve farklı gruplardan insanları bir araya getirmesiyle 24 Nisan’a eşdeğerde ve onun anlamını da içeren bir özelliğe sahiptir. Çok farklı toplumsal kesimlerin Hrant Dink anısında yükselttikleri dayanışma Türkiye’deki Ermenilere inkâr edilmiş tarihlerini ifade etme cesareti vermiştir. Ermenistan’da Dink cinayetinin yarattığı etki, 24 Nisan anmalarında ortaya çıkarken, Türkiye’de 19 Ocak anmalarının yıllarca 1915’den bağımsız olarak gerçekleştirilmeye çalışılmasının etkisi, Ermenistan’da rahatsızlığa ve samimiyete dair kuşkuya sebep olmuştur.

Türkiye’deki siyasi ajandanın yakından takip edildiği ve Ermeni cemaati içerisinde sıklıkla gündemleştiği Lübnan’da Dink cinayeti ve 19 Ocak anmaları önemli bir etki yaratmıştır. Her ne kadar 19 Ocak resmi bir anma gününe dönüşmemiş olsa da, Türkiye ve Türkiyeli Ermeniler açısından taşıdığı önem gözlerden kaçmaz; ek olarak Türkiye’ye özgü siyasi iklimin üzerinden alımlanarak belli bir bağlama oturtulur. Fransa’da ise, farklı oluşumlar ve kurumlar bünyesinde bağımsız olarak Hrant Dink anmaları organize edilmekte, Türkiye’de olduğu gibi bu anmalara sadece Ermeniler değil, Fransa’da yaşayan Türkler, Kürtler, Aleviler de katılmaktadır. Dink anmalarının yarattığı önemli bir etki,Türklere ve Türkiye’ye yönelik algının değişmesine vesile olmasıdır.