Hatırlama


Ermeni Soykırımına yönelik gerek okullarda, gerek ailede ve sosyal yaşantıda öğrenilenler, günümüz Ermeni gençliğinin post-belleğinde önemli bir yer kaplamasının yanı sıra, kimliklerinin de kurucu bir unsurudur. Geçmişin travmatik felaketi, hatırlamanın ötesine geçerek gündelik hayattaki pratiklerden alımlama biçimlerine, politik tavırlardan insani ilişkilere kadar geniş bir yelpazede tavır ve tutumları belirleyen bir etken olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte, Soykırımın bütün bir Ermeni gençlerinde aynı etkiye sebep olduğunu söylemek mümkün değildir; Soykırımın aktarılan belleği her Ermeni genci açısından farklılaşan sonuçlar doğurur.

Ermenistanlı Ermeni gençler için geçmişi hatırlamak toplumsal bir buyruktur. Toplumsallaşma tarzlarının kendisi geçmişi hatırlama ve gelecek kuşaklara aktarma görevini yaratır ve zorunlu kılar. Buna mukabil Türkiye’de bellek ödevi, Ermeni cemaatine ait olmak ve bizatihi Ermeni olmanın yarattığı başkalık deneyiminden kaynaklanır. Geçmişi hatırlama iradesi Ermenilerin Türkiye’de maruz kaldıkları özel türde bir inkâra, varoluşlarının inkârına karşı bir direniştir. Böylece bellek ödevi Türkiye’de Ermeni olmanın, Ermeni olarak varolmanın önkoşuludur.

Köken araştırması hem geçmişle bir karşılaşmadır, hem de hatırlama istencini yansıtan bir edimdir. Bu noktada Türkiye, Ermenistan ve Lübnan’daki Ermeni gençlerin geçmişle bir karşılaşma arzusu içerisinde oldukları, bunu da kendi aile tarihlerinden, kendi köklerinden yola çıkarak yapmayı hedefledikleri söylenebilir. Bununla birlikte bu üç ülkedeki gençlerin aynı olanaklara sahip oldukları söylenemez. Türkiye’de köken araştırmasının önüne geçen pek çok engel söz konusu olur; köy isimlerinin değiştirilmesinden aile tarihlerinin bastırılmasına, arşivlerin kapalı olmasından soykırım tabusuna değin pek çok etken geçmişiyle bağ kurmak isteyen Ermeni gençlerinin isteklerine ket vurur.